4 Aralık 2015 Cuma

YAZMAZSAM DAYANAMAM- ANANIZI AĞLATAN KAMPANYA

Dikkat: aşağıda okuyacaklarınızın hiç bir eğitim kitap içerikleri ile alakası olmayıp, tamamen bu işi uzun yıllardır yapan biri olduğum ve , yaptıran, onaylayan, onaylamayan  vs vs insanların içerisinde olmamın  verdiği ayrıcalık ile yazmış bulunuyorum. 


Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyenlere , buyurun kötü bir reklam!!!

Reklam niye yapılır? Dikkat çekmek için- KABUL
Reklamda neye dikkat edilir? - Ürün- İçerik ilişkisi - KABUL
Reklam Dolaylı mesaj ile dikkat çeker? çeker -KABUL



iyi de kardeşim , illa dikkat çekeceğim diye rezil olunmaz ki..
- he he he çok esprili oldu abii!! bundan yürürüz!!! müşteri istemezse kreatif der çakarız!! diye mi düşündünüz acaba?
yoksa
-bana öyle birşey yapın ki herkes bizi konuşsun!! iyi kötü farketmez!! bizden bahsetsinler !!logoyu da büyütün!! diye mi brief geldi ??

ne olursa olsun, anneler değerlidir , anneler kıymetlidir, MUTLULUKTAN bile olsa annelerin ağlatıldığı bir kampanya düşünülmemeli. yapılmamalıydı.

hangi reklamdan bahsettiğimi anlnadınız değil mi!!
ANANIZI AĞLATACAK KAMPANYA-iç ses(incecik ses tonu ile): ama mutluluktan kihkihkih






yaw bi git!!! 

şimdi aranızdan bazı zekiler çıkıp 
-ya bak konuşuyosun ama , baaakkk dikkatini çekmiş, baaakkk satmışlar evleri vs vs diyebilir

açıklayayım:
1. kampanya şartları uygun olur ise , türkiye de ev satmamak mümkün değil. bu ara yatırım aracı olarak en çok gayrimenkul sektörü kazandırıyor. hepimiz biliyoruz. ayrıca;
--  ABİ BURASI GELİŞEN BÖLGE -ABİ BAK BU EVİ 2 YIL SONRA ŞU FİYATA KESİN SATARSIN
cümleleri ile nasıl olsa satışa ikna ediliyor. önemli olan müşteriyi satış ofisine çekmek- 

2. evet konuşuyorum ama iyi değil, "ananızı ağlatan çikolata" desem aklına nasıl ki acı birşey geliyorsa bu da öyle kardeşim.. biraz beyin lütfen

3. tabiki konuşucam ki artık her önüne gelen artık "KREATİF" olmak adına saçmalamasın. 

4. sen kimsin ki de konuşuyosun diyen "kreatif ekip" nasıl bir brief ve nasıl bir zaman baskısı sonucu bu iş ortaya çıktı bilmediğim için sürçi lisan edersem affola


son olarak 
reklam filminde "ANANIZI" bölümünü "ANNENİZİ" olarak düzeltmeniz kibar olmuş ama medya planlamalarınızda outdoor ve ilanlarınız göz önünde olduğu için bu kibarlığınız malesef ki sonuç vermiyor!

satış ofisinize müşteri geldi ise sebebi, 
1. aaa yeni proje çıkmış hadi gidip oraya da bakalım diyen gayrimenkulkolikler
2. renginiz(başka kurumsal itibarlı firmaları hatırlatıyor)(dert yok hepimiz kullanıdk bunu)
3. kampanya kelimesi cazibesi ve iyi satış ekibi.




SON NOT: satış ofisinde verilen bilgilerin dürüstlüğüne verdiğim önemi daha sonra yazacağım. Gayrimenkul müşterisi enayi değildir. altı çizgili bölümde gerçekten gelişecek ve değer kazanacak projeler üzerinden ilerledim. bilgine!

hadi byby
Cadı... 



3 Aralık 2015 Perşembe

NECMİ -RADYO SPOTU

merhaba ;

kaldığımız yerden radyo spotları ile devam edelim..

Radyo spot metinleri önemli iştir. tek duyuya hitap ederken aynı zamanda dikkati sende olmayan ve asla olmayacak olan bir kişiye markanı anlatmak mesajını vermek ve akılda kalıcı olman gerektiği gibi, birde bunu en fazla 20 saniyede yapman gerekir.  (Fazlası algı bulanıklığına sebep olur)

Durum böyle olunca işin içine biraz mizah biraz gündem eklerseniz tadından yenmez.

benim favori radyo reklamımı aşağıda bulabilirsiniz.

ürün: el blenderı
marka : siemens

neden sedim biliyo musunuz? çünkü ürün reklamı ürünün ne işe yaradığını çok net ifade etmiş!! KARIŞTIRIYOR!

önce dinleyin . sonra üzerine yine konuşalım.



nasıl? muhteşem dimi:) 


aynı kelimeleri karıştırarak 3 farklı cümle elde eden ve bunu karıştırıcı bir alet reklamında kullanmayı düşünen uygulayan ve bu projeyi kabul eden ekibe saygılar bizden... 

son olarak itiraf edin! aklınızda şu an kalan 3 şey var! 1. necmi 2. blender 3. siemens. 


başarılı bir iş .. tebrikler 



27 Kasım 2012 Salı

Nerde Kalmıştık?

Madem Müslüm Baba'da kalmışız oradan devam edelim..


çaykur'un talihsizliği.. 

evet talihsizlik çünkü;

kardeşim celebirty dediğimiz şey öyle iyi mi kötü mü anlayamıyosun işte.. alenen kavun değilki koklayıp alasın.. yaptığı işlere bakıyorsun, kime seslendiğine bakıyorsun, markana nasıl bir değer katar ona bakıyorsun,  hazırlanan reklam konseptine bakıyorsun vs vs .. öyle patron istedi geldi durumu yok yani.. ajanslar oturuyorlar hazırlanıyorlar bütçelendiriyorlar sunuyorlar beğenilmiyor bir daha sunuyorlar bir daha bir daha derken bir sonuç çıkıyor. 

çaykur'da bunu yaptı zaten.. oturdu ajansla çalıştı düşündü taşındı karar verdi.. Müslüm Baba'da çaysever olduğu için böyle yabancı gelin efenim liptona gönderme yerli sarı vs yakalamışlar bir yerden.. güzel de olmuş hani..

bildiğimiz lipton sarısını çay ile özdeşleşmesinden rahatsız olan çaykur , Türkiyenin gerçek çayı budur demiş ecnebi çaylara meydan okumuştur:)

ki ilk reklamlar beğenilmiş yabancı gelinin benzetmeleri , işte görümcenin kaşık, çocukların şeker kaynananın demlik vs olduğu reklam baya ilgi toplamıştır.

bu yüzden bütçeler arttırılmış satın almalar yapılmış, medya planlamaları oluşturulmuş pazarlama stratejisi oluşturulmuştur. 
herşey buraya kadar tamam.. müşteri mutlu müslüm baba mutlu türk izleyicisi mutlu.. ama gel gelelim müslüm baba'nın hastalığı sonrası işler karışmıştır... 

şimdi ,
müslüm babaya doktorları defalarca sigara içmesini yasaklamışken, müslüm baba içtiyse bunun sorumlusu kendisidir. bu konuda hem fikiriz sanırım sayın okuyucu.. çaykur zorla sigara içirtmedi ya bu adama..

neyse.. diyeceksin ki eee çaykur saygı göstersin çeksin reklamlarını,

sen pazarlama bütçesi nedir bilir misin sevgili okuyucu? 1 atımlık kurşunun olduğunu bilir misin? o bir atımlık kurşunla pazardaki payını büyütmek istemek hayal kurmak, para harcamak ,kazanmadan harcamak kazanacağını ummak nedir bilir misin??

bilemezsin.. bilsen bunu söylemezsin.. 

planlanan kampanya içerisinde kriz yönetimi gereğince müslüm babaya saygı gösterilip acil şifalar dilenmiştir. ama bu reklamı geri çekmek için bir sebep değildir. çaykur tarafından gerekli destek müslüm babaya verilmiştir diye düşünüyorum.


yani seyirci izleyici eleştirmen neysen artık.. THE SHOW MUST GO ON!! anlayacağın!

çok mu gaddar ve paragözüm sence.. o zaman çayın nasıl ekildiğini, biçildiğini ,toplandığını üretildiğini ne kadara mal olduğunu bunun içinden zorla ayrılmış pazarlama bütçesini göz önünde bulundurursak pek paragöz olmadığımı anlayacaksın. çay dediğiniz şey düşündüğünüz kadar basit değil.. bu işi pazarlamak düşündüğünüzden de zor.. bi zahmet hatırlayın bunu..

son olarak;

sosyal bilinci gelişmiş izleyiciler.. ekranda her bu reklam gördüğünüzde keyifle izleyin ve müslüm baba için dua edin yeter.. 





9 Haziran 2011 Perşembe

Müslüm Baba ve enfes donduYma!!! ve küçücüüükkkk hande yener!!!

Olmadııııııı!! bize yakışmadı.. müslüm babayada yakışmadı... çıksaydı aslan gibi muhteşem sesi ile söyleseydi "panda" şarkısını.... arabesk yorumunu dinleseydik.. babamız çocuklara ninni söyler gibi söyleseydi ya!!!


sevgili reklamcı arkadaşlarım.. müslüm babaya bunu yapmaya nasıl kıydınız???? allah aşkına???

hangi arkadaşın aklına geldi merak ediyorum bu  "R" leri "Y" yaparak çocuk taklidi yaptığını sana bir müslüm baba!!! adı üstünde müslüm BABA!!! onu çocuk yapmaya nasıl kıydınız ya????




Birde aynı arkadaş  sevgili güzel başarılı sanatçımız Hande Yener'i sen tut ilk söylediği şarkı olarak "Panda" şarkısı olduğunu idda et!!! abicim, atiye desen anlarım, ne bilim tuba ünsal de, pelin karahan de, ama en azından 1982 ve/veya daha genç doğumlu birilerini bul be kardeşim!!!

allah aşkına 1984 yılında piyasaya giren "panda " dondurmasının şarkısı nasıl oluyorda 1973 yılında doğan ve "panda" dondurmalarının piyasaya çıktığı yıl 11 yaşında olan insanın ilk söylediği şarkı olabiliyor?????


çok meraklardayım!!! cast seçimini yapan arkadaşa saygılar sunarım!!!




7 Haziran 2011 Salı

HIRSIZLIK YAPMAYIN KARDEŞİM!!!

 efendim.. uzun zamandır ayrıyız.. bunu telafi edeceğiz hiç merak etmeyin...

hatta bu telafiye reklamcılıkta en uyuz olduğum şey yani "hırsızlık" ile başlayalım..

kopyayı anlarım, yurtdışında yapılmış reklamı türkçe seslendirmeyide, sonra ne bilim benzetme anımsatma özendirme vs vs hepsini anlarım.. ama hırsızlık ayıp be kardeşim!!! hadi müşteri salakta sizde kendinizi salak yerine koymadınızmı?? abuk subuk hergün şikayet alan hani o sevgili rakibiniz 118 33 e bir defa daha alkış istiyorum.. özgün oldukları için.. gıcık oldukları için.. ama kendileri oldukları için..

unutmayın sayın reklamcı arkadaşlarım!!! en kötü fikir hırsızlıktan iyidir....


sevgili okuyucu izle ve gör!!!


 

28 Şubat 2011 Pazartesi

TADELLE NOSTALJİ

çok basit..

herkes gergin.. maç hazırlığı.. nefesler tutulmuş.. arka fonda "türkiye  türkiye" sesleri yükseliyor.
bir minik elinde birşeylerle içeri giriyor ve hiçbirşey söylemeden tüm oyunculara tadelle vermeye çalışıyor.. ve hepimizin aklında yer eden replik:

hey arkadaş.... SAĞOL!!!
o zamanların en kapsamlı , bütçeli reklamlarından bir diyebiliriz. çekim güzel, gereksiz metin yok.. şimdiki futbolcu oyunculara göre biraz daha az inandırıcı yüz ifadelerini saymazsak zamanın en başarılı reklamlarından bir tanesi olduğunu düşünüyorum.. en önemlisi de herkes tanınıyor ama reklam filmi tek bir kişi üzerine kurgulanmamış. kim ne kadar görünmesi gerekiyorsa o kadar görünüyor.

özlemişim.. paylaşayım dedim..

25 Şubat 2011 Cuma

KIRMIZI ÖDÜL TÖRENİ




her yıl büyük umutlarla gittiğim bir ödül töreni olmasına rağmen hala oturamamış bir organizasyon olması beni şaşrıttı.
şimdi hemen kötüleme diyebilirsin sayın okuyucu ama soruyorum sana;
sahnede ödül alacak ve/veya verecek olanların lcv leri alınmamışmı? hadi alacaklar süpriz olsun ama verecekler bellidir değilmi? sunucunun gereksiz şekilde birilerini anons edip gelmeyişini beklemesi organizasyonda bir lekedir.
ikincisi;
artık şu organizasyon yerini değiştirme vakti değilmidir?
mekan güzel şık olabilir ancak gelen kişi sayısına biraz yetersiz kalıyor sanki?? ve saatler geçtikçe havalandırma problemini ciddi şekilde hissedebiliyor tüm davetliler..
sunucu hakkında yorum yapmayacağım sadece son anda sunucu olmuş sanırım. kendisi bile habersizdi sunucu olacağından. öyle bir izlenim bıraktı bende..
bir diğeri; böyle büyük bir organizasyonda girişteki işlerin çözünürlük problemini hiçmi kimse görmedi acaba? gayet büyük bir alana oranla küçük basım ve düşük kalite basım işlerin yazılarını anlayabilmek için hemen hemen herkes 15 cm mesafeye kadar yaklaşmak zorunda kaldı. bazı işler ise anlaşılamayacak kadar kötü basılmıştı.
ses düzenine gelince itiraf etmeliyimki geçtiğimiz yıla nazaran ses düzeyi daha anlaşılabilirdi. haklarını yememek gerek.
hep mi kötüydü derseniz hayır tabiki.
örneğin bu sene ödül alan işlerin daha titizlik ve yandaşçılık olmadan seçildiği kanaatindeyim. tebrikler sayın juri.. seneye aynı titizliği bekliyor olacağız.
ve son olarak trajik bir şekilde hayata gözlerini kapayan Murat ÇETİNTÜRK anısına düzenlenen sunum başarılı ve bir o kadar da duygusaldı. hatırladığınız ve o ölğmsğz reklamları bize de hatırlattığınız için teşekkürler. zuzu....

kısaca bir ödül töreni daha öyle veya böyle geçti. gelecek yıl organizasyonda az biraz daha dikkat edilirse sanırım çok daha etkin bir ödül töreni olacak..

not: özellikle resmi küçük bulup büyük kullandım ki neler çektiğimiz anlaşılsın...